bir spor yöneticisinin ağzından çıktığında kulağa asil bir fedakârlık gibi gelen, ama sözlük olarak bakınca "üstlenmek" kelimesinin altını çizmek gereken cümle. zira üstlenmek burada bir yükü sırtlamak değil, çoğu zaman bir borcu, bir açığı ya da bir krizin faturasını "ben hallederim" demek. trtspor'un manşetine düşen bu tek cümle, spor camiasının en sevdiği refleksi bir kez daha hatırlatıyor: parayla konuşan adam, her zaman parayı harcayan adam değildir.
olayın ekonomik boyutu ise ilk bakışta göründüğünden daha karışık. 1 milyon dolar, kulüp bütçelerinin artık euro bazında konuşulduğu bir dönemde "büyük" bir rakam değil; ama bir yöneticinin kişisel servetinden çıkıp taahhüde dönüştüğünde meselenin rengi değişiyor. bu tür açıklamalar genelde iki şeyden birini gizler: ya gerçekten bir kasa açığı vardır ve kapatılması gerekiyordur, ya da seçim/tüzük/genel kurul gibi bir eşikte "ben buradayım" mesajı veriliyordur. ikisinin de ortak noktası, sporun artık sportif başarıdan çok bilanço tablosuyla yönetildiği gerçeği.
sözlük olarak bu tür fedakârlık açıklamalarına hep aynı yerden bakıyorum: para üstlenmek, yönetim üstlenmekle aynı cümlede geçtiğinde taraftarın aklına gelen ilk soru "peki neden bugüne kadar üstlenilmedi?" oluyor. kimse durup dururken milyon dolarlık taahhütte bulunmaz; ya bir kriz vardır, ya bir beklenti. spor basınının manşet ekonomisi de tam olarak bu boşlukta yaşıyor: rakam büyük, cümle kısa, arka plan ise genelde bir sonraki kongrede netleşiyor.