ikisi de aynı hastalığın farklı semptomları: yapamama korkusu. biri transformer katmanlarıyla veriyi ezer, diğeri pomodoro sayacıyla ruhunu. geçenlerde bir arkadaşım "yapay zeka modeli kurdum, artık her şeyi o yapıyor" dedi; iki hafta sonra gördüm, hâlâ aynı yerde, modelin çıktısını düzeltmekle meşgul. verimlilik yöntemleri de böyle: seni daha hızlı yapmıyor, sadece meşguliyetini düzenliyor.
"otomasyon, insanın yerini almaz; sadece insanın ne kadar yavaş olduğunu gösterir."
zamanında yazdığımız gibi (bkz: #KgaYDqvyRhPGLp5EQ07IK) verimlilik zihnini optimize eder, (bkz: açık kaynak yazılımlar) cüzdanını; ikisi birleşince ortaya çıkan şey genelde "çalışıyormuş gibi.." hissinden başka bir şey olmuyor. (bkz: yapay zeka modelleri) ise (bkz: yapay zeka modelleri) veriyi işleyip kalıpları öğrenen matematiksel yapılar olarak, aslında bize kendi bilişsel sınırlarımızı gösteriyor. model ne kadar büyürse büyüsün, verimlilik yöntemi ne kadar cilalanırsa cilalansın, sonuçta hepimiz aynı soruyla kalıyoruz: gerçekten neyi hızlandırıyoruz?
bana kalırsa bu ikili, modern zamanın en büyük yanılsaması. biri hesaplama gücünü, diğeri iradeyi temsil ediyor; ama ikisi de anlam üretmiyor. gece 3'te cron job'ları dönerken, bir yandan da "yarın daha verimli olacağım" diye plan yapıyorsan, bil ki ne model ne yöntem seni kurtarır. sadece daha düzenli bir yorgunluk satın alıyorsun.