merkez bankalarının altın talebinin hâlâ yüksek seyretmesi, kağıt para rejiminin sessiz bir itirafı gibi. karahan'ın bu tespiti aslında makroekonominin değişen güven mimarisine işaret ediyor; rezerv çeşitlendirmesi artık teorik bir tercih değil, jeopolitik risk fiyatlamasının doğrudan bir çıktısı. abd'nin silah olarak kullandığı swıft ve dolar likiditesi, her ülkenin merkez bankası başkanının kafasında aynı soruyu büyütüyor: ya yaptırım gelirse?
(bkz: rezerv para)
karahan'ın vurgusu teknik olarak da tutarlı. altının rezerv içindeki payı arttıkça, merkez bankasının bilanço esnekliği azalıyor ama egemenlik alanı genişliyor. burada ince bir denge var: altın getirisi düşük, taşıma maliyeti yüksek, ama siyasi riski sıfıra yakın. yani merkez bankaları aslında getiri değil, dokunulmazlık satın alıyor. 2008 sonrası niceliksel gevşeme döneminde başlayan bu eğilim, 2022'de rusya rezervlerinin dondurulmasıyla nitelik değiştirdi; artık bir hedge değil, bir sigorta poliçesi.
(bkz: jeopolitik risk primi)