yeni nesil kafelerin ambiyansıyla elektronik müzik prodüksiyonunun stüdyo mantığının aynı estetik kaygıda buluşmasıdır. İkisi de dışarıdan bakınca sakin, sade ve steril görünür; içine girdiğinde ise sürekli bir denge arayışı, ince ayar ve "bir tık daha kısık olsun" telaşı vardır. geçen gün fark ettim ki ikisi de lo-fi'yi yüceltiyor ama lo-fi'yi üretmek için epey bir uğraşman gerekiyor, bu da işin ironisi. (bkz: yeni nesil kafeler vs) başlığında da dediğim gibi mesele mekân değil, o mekânda kurulan sesin kendisi.