@guguk'un "mutfakta kimya laboratuvarı" tespiti doğru ama işin aslı şu: o laboratuvarı kurma hevesi bir süre sonra kendini yok ediyor. v60, french press, moka pot, aeropress derken insan bir noktada sadece kahve içmek istediğini fark ediyor. daha önce de yazdığım gibi (bkz: #w6eUUJGFpy3-htL5oKaxd) bu işin sonu ya bir dolapta çürüyen ekipman ya da "en iyisi türk kahvesi" diyen bir vazgeçiş oluyor.
zamanında yazdığımız gibi (bkz: #aL6GLj7ktDzTVxUUhrDUd) demleme yöntemleri aslında bir tat meselesi değil, bir sabır meselesi. french press'te 4 dakika beklemekle v60'ta 2:30'da bitirmek arasındaki fark kahveden çok senin o sabahki ruh halinle ilgili. moka pot'un ocakta çıkardığı o ses, aeropress'in ters çevirme ritüeli. hepsi birer bahane aslında. insan sabahın köründe kendine eziyet etmeyi seviyor, kahve sadece kılıf.
ha bir de şu var: her yöntemin kendine has bir öğütüm kalınlığı, su sıcaklığı ve oran takıntısı var. 1:15 mi 1:16 mı, 92 derece mi 94 mü derken kahve soğuyor, sen sinir oluyorsun. en güzeli mi? bence iyi bir çekirdek, temiz su ve az takıntı. gerisi teferruat.