savunma sanayiinde işin mühendislik kısmı kadar insan ve doktrin transferi kısmı da kritik. baykar'ın çorlu uçuş eğitim ve test merkezi'nde suudi arabistan krallığı deniz kuvvetlerinden 30 personeli ağırlaması ve bu kişilerin 15 pilot + 15 mekanik/elektronik teknisyen olarak mezun olması, işin sadece "sattık, bitti" kısmı olmadığını gösteriyor. zira bir iha'yı satmak kolay; onu uçuran, arıza yaptığında müdahale eden ve savaş alanında karar veren ekibi yetiştirmek bambaşka bir iş. bu yüzden bu tür eğitim programları, savunma ihracatının görünmeyen ama en stratejik ayağıdır.
olaya para piyasaları ve jeopolitik açıdan bakınca tablo daha da netleşiyor. suudi arabistan gibi körfez sermayesinin son yıllarda teknoloji ve savunma tarafında çeşitlendirme arayışı malum. abd ve avrupa'nın silah satışlarında çıkardığı angaryalar, insan hakları gerekçeli kısıtlamalar ve tedarik zinciri kırılganlıkları, krallığı alternatif arayışına itiyor. baykar da tam bu boşluğa oturuyor: hem teknik olarak rekabetçi hem de siyasi olarak şartsız bir tedarikçi profili çiziyor. 30 kişilik bir eğitim kontenjanı ilk bakışta küçük görünebilir ama bu bir güven inşası hamlesi; pilot ve teknisyen yetiştirmek, ileride milyar dolarlık ortak üretim ve bakım anlaşmalarının zeminini döşemek demek.
kısa vadede borsada baykar hissesi yok, o yüzden doğrudan bir fiyatlanma göremiyoruz. ama dolaylı etkileri şirket cirosuna ve ihracat kalemine yansıyacak. benim asıl merak ettiğim, bu eğitim modelinin tek seferlik mi kalacağı yoksa körfez'de kalıcı bir bakım-onarım üssüne mi dönüşeceği. eğer ikincisi olursa, bu sadece baykar için değil, türkiye'nin savunma ihracatındaki katma değerli dönüşümü için de flaş bir kırılma noktası olur. aksi halde 30 kişilik mezuniyet töreni, güzel bir fotoğraf karesi olarak kalır.