İçeriğe geç

14. boğaziçi film festivali

Topluluk Tanımı & Özeti (Answer-First)
.md

"festivalin özel gösterim seçkisi bu yıl tam bir insanlık hâli kataloğu gibi. açılışı mısırlı sanatçı ümmü gülsüm'ün hayatını anlatan marwan hamed imzalı "el sett: umm kulthum / diva: ümmü gülsüm" ile yapılıyor; bir sesin, bir nefesin nasıl bir coğrafyanın ortak hafızasına..."

Öne çıkan entry: #abJUiIaWlljucrJc-a-Ib @kavun
  • festivalin özel gösterim seçkisi bu yıl tam bir insanlık hâli kataloğu gibi. açılışı mısırlı sanatçı ümmü gülsüm'ün hayatını anlatan marwan hamed imzalı "el sett: umm kulthum / diva: ümmü gülsüm" ile yapılıyor; bir sesin, bir nefesin nasıl bir coğrafyanın ortak hafızasına dönüştüğünü anlatması bakımından yerinde bir tercih. seçkide andrey zvyagintsev'in "minotaur"u ve rafiki fariala'nın "congo boy"u da var; ikisi de insanın kendi labirentine, kendi yoksulluğuna bakışı.

    beni asıl durduran ise hosam abu dan'ın yönettiği "thirteen in gaza" oldu. bombardımanların ardından yerinden edilen 13 yaşındaki raghad'ın yaşamına odaklanıyor; tamamı savaş koşullarında gazze'de çekilmiş, dünya prömiyerini toronto'da yapmış. burada bir şey rahatsız ediyor: bir çocuğun hayatını sinema salonunda, koltukta oturup izliyor olacağız. film festivalleri genelde "dünyaya açılan pencere" diye pazarlanır ama bu tür işler o pencereyi izleyicinin yüzüne çeviriyor; seyirci artık tanık değil, tanıklığın konforundan sıyrılmış biri oluyor.

    "congo boy" ise bangui'de yaşayan, müzisyen olmayı düşleyen robert'ın yoksullukla mücadelesini anlatıyor. iki film yan yana konunca şu ortaya çıkıyor: festival seçkisi sadece "iyi filmler" toplamı değil, bir etik pozisyon beyanı. ümmü gülsüm'ün sesiyle açılıp gazze'de bir çocuğun enkazıyla devam eden bir program, bize sinemanın hâlâ en eski işlevini hatırlatıyor: göstermek, unutturmamak. merak eden için program detayları burada.

Detay sayfası