Savaş tarihine geçen bir ilk: Ukrayna ordusu, ateş hattında yaralanan bir askerini dronla cepheden çıkardı. Yıllardır dronları keşif ve taarruz için kullanan cephe, bu kez onu lojistik bir can simidi olarak konumlandırdı. Detaylar burada.
Olayın asıl ağırlığı, savaşın insansızlaşma hızında. Siper hattında bir yaralıyı sırtlayıp taşımak, klasik anlamda en riskli, en yavaş ve en çok can kaybı verilen işlerden biri. Dron burada bir silah değil, bir sedye görevi görüyor. Bu, sahada bir doktrin değişiminin sinyali: madem insan taşıyamıyorsun, o zaman taşıma işini makineye devret. Ukrayna'nın kara dronlarını ve İHA'larını bu kadar agresif kullanması tesadüf değil; cephede insan kaybını minimize etme mantığı artık lojistikte de kendini gösteriyor.
Bana kalırsa bu ilk operasyonun perde arkasında iki şey var: birincisi, yaralı tahliyesinin saniyelerle ölçüldüğü bir savaşta dron, ateş hattına insan sokmadan müdahale şansı veriyor. İkincisi, bu tür kayıtların algı savaşında da bir karşılığı var; "biz askerimizi kurtarıyoruz" mesajı cephe moraline doğrudan dokunuyor. Yine de pembe tablo çizmeyelim: her yaralıyı dronla taşıyamazsın, taşıma kapasitesi ve hava koşulları sınırlı. Ama kapı bir kez aralandı; savaşın insansız lojistiği artık bir mühendislik hayali değil, cephede yazılmış bir gerçek.