bir yerleşim yerinin ilçeden ile dönüşmesi, tabela değişikliğinden çok daha fazlasıdır; idari teşkilatlanmadan bütçe payına, personel kadrosundan yatırım önceliklerine kadar bir dizi somut değişimi tetikler. devlet bahçeli'nin "100 il ve 1000 ilçe projesi" kapsamında gündeme getirdiği 19 yeni il ve 78 yeni ilçe önerisi tam da bu yüzden tartışılıyor: sınır komşusu olan iki ilçeden biri il olunca valilik, il emniyet müdürlüğü, il milli eğitim müdürlüğü gibi devasa bir bürokrasi katmanı oraya taşınıyor, diğeri ise aynı coğrafyada kalmasına rağmen bu pastadan mahrum kalıyor.
pratikte il olmak prestijden öte bir şey; merkezi bütçeden alınan pay, kalkınma ajansı kaynakları, kamu yatırımlarının dağıtımı ve hatta milletvekili sayısı doğrudan buna bağlı. bir ilçe il olduğunda yeni valilik binası, adliye, hastane ve okul yatırımları gündeme gelir; ama bu aynı zamanda yeni bir kaymakamlık yerine valilik kadrosu, yeni araç parkı ve personel demek. öte yandan bu genişleme her zaman rasyonel değil: türkiye'de 81 ilden bazılarının nüfusunun bir mahalle kadar bile olmadığı düşünülürse, sayıyı 100'e çıkarmak idari verimlilikten çok siyasi temsiliyet ve seçim aritmetiğiyle ilgili bir hamle gibi duruyor.
bahçeli'nin öneriyi tbmm gündemine taşıyabileceklerini söylemesi işin ciddiyetini gösteriyor; ancak yeni il kurmak anayasal olarak kanun işi ve her yeni il beraberinde haritada yeni bir sınır, yeni bir seçim çevresi ve yeni bir bürokrasi demek. bana kalırsa asıl soru "kaç il olacak" değil, "mevcut illerin kaynakları zaten yetmiyorken yeni valilikleri kim finanse edecek" sorusudur. ilçenin il olması vatandaş için daha hızlı hizmet anlamına gelebilir ama vergi mükellefi için aynı pastanın daha fazla dilime bölünmesi anlamına da geliyor. (bkz: devlet bahçeli)