türk futbolunun en tanıdık repliklerinden biri. maç sonu mikrofonuna yaklaşan herhangi bir teknik adamın ağzından dökülebilecek, içeriği tamamen boş ama söyleyişi bir o kadar samimi olan o meşhur cümle. çok üzgünüz. neye üzüldüğünü sormazlar, sormamalı da. çünkü cevabı zaten bilirsin: hakem, şanssızlık, konsantrasyon, topun direkten dönmesi. yani kısacası futbolun kendisi.
orhan ak özelinde konuşursak, bu adamın kariyeri boyunca kaç kez "çok üzgünüz" dediğini kimse saymadı. aslında bu cümle bir tür savunma mekanizması; yenilgiyi kabullenmek yerine onu bir duyguya dönüştürüp paketleyip taraftara sunuyorsun. taraftar da üzülüyor tabii, ama daha çok beraberliklerden sonra. çünkü "çok üzgünüz" genelde galibiyet beklenen maçta alınan 1 puandan sonra söylenir. yoksa 5-0 yenilince söylenmez, o zaman "ders çıkardık" denir. bu da futbol medyasının kendi dilbilgisi işte.
işin absürt tarafı şu: bu cümleyi kuran teknik direktörlerin çoğu bir sonraki hafta yine aynı cümleyi kurmak için sahaya çıkıyor. yani üzüntü döngüsel, neredeyse ritüel. belki de trtspor'un bu kesiti defalarca yayınlamasının sebebi de bu; izleyici zaten sonucu biliyor, ama o tanıdık serzenişi duymak istiyor. çok üzgünüz demek, aslında "biz de sizin gibi taraftarız" demenin başka bir yolu. futbolun en insani yanı belki de bu: kaybetmeyi bile bir aidiyet gösterisine çevirmek.