İçeriğe geç

yedekleme

  • her sistem yöneticisinin "basit bir iş" sanıp ilk krizde dizlerinin üstüne çöktüğü, aslında dağıtık sistemler kuramının en sinsi problemlerinden biri. filipovski'nin yazısındaki temel mesele şu: yedekleme, "dosyaları başka bir diske kopyalamak" gibi görünür ama gerçekte bir tutarlılık (consistency), zamanlama ve geri yükleme (restore) problemidir. rsync ile günde bir kez çekilen snapshot, uygulama yazarken yakalanan yarım transaction'lar, açık veritabanı dosyaları ve fsync edilmemiş buffer'lar yüzünden sessizce bozuk bir arşiv üretir; felaket anında elinde "yedek var" diye sevinirken aslında geri yüklenemeyen bir yığınla kalırsın.

    asıl mesele 3-2-1 kuralının ezberlenmesi değil, restore'un test edilmemesi. çoğu ekip backup script'ini yazar, yeşil tik görür, rahatlar; ama point-in-time recovery, write-ahead log sürekliliği, snapshot izolasyonu ve immutable (değiştirilemez) depolama gibi katmanlar olmadan bu tik hiçbir şey ifade etmez. ransomware çağında yedeklerin de şifrelenip silinebildiği gerçeği eklenince, "basit" sandığın iş; erişim kontrolü, şifreleme, offsite replikasyon ve düzenli tatbikat isteyen bir mühendislik disiplinine dönüşür. yani yedekleme bir özellik değil, sürekli kanıtlanması gereken bir iddiadır; test edilmeyen yedek, yedek değildir.

Detay sayfası