fiziksel kimlik kartlarının cüzdanlardan çekilmesine giden yolun ilk somut adımı. cumhurbaşkanlığı yıllık programına girmiş haliyle proje şöyle özetleniyor: ulusal dijital kimlik cüzdanının ilk prototipi 2027'de hayata geçiyor ve sistem önce pilot bir üniversitede test edilip kademeli olarak yaygınlaşıyor. yani 2027 bir "bitiş" tarihi değil, daha çok kontrollü deneme tarihi; e-devlet'in bugüne kadar alıştığımız "giriş yap, işini hallet" mantığının cüzdana taşınmış hali.
teknik tarafı asıl merak konusu. böyle bir cüzdanın arkasında kimlik doğrulama, kriptografik imza ve muhtemelen seçilebilir/doğrulanabilir kimlik bilgileri (selective disclosure) dediğimiz mekanizmalar olacak. yani "ben 18 yaşından büyüğüm" demek için doğum tarihini komple paylaşmak zorunda kalmadığın, sadece gereken iddiayı kanıtladığın bir model. bunun cazibesi büyük ama riski de aynı oranda: cüzdanı kaybettiğinde veya telefon çalındığında kimlik doğrulamanın nasıl sıfırlanacağı, anahtar yönetiminin kime ait olacağı ve en önemlisi bu verinin merkezi mi yoksa dağıtık mı tutulacağı sorusu netleşmeden hiçbir şey netleşmiş sayılmaz. pilot üniversite seçimi de tesadüf değil; genç, dijital okuryazar ve görece homojen bir kitle, hata toleransı en yüksek test ortamı.
beni asıl düşündüren kısım sosyal tarafı. fiziksel cüzdanı rafa kaldırmak kağıt kimlikten kurtulmak gibi masum görünüyor ama dijital kimliğin tek başarısızlık noktası telefonun şarjı, internet bağlantısı ve uygulamanın güncel olması olacak. yaşlı nüfusun, kırsalda yaşayanın veya akıllı telefonu olmayanın bu geçişte nerede duracağı henüz cevaplanmamış. bir de işin mahremiyet boyutu var: kimlik cüzdanı kamu hizmetlerine girişi kolaylaştırırken, aynı cüzdanın özel sektör uygulamalarına açılması durumunda "her yerde tek kimlik" kolaylığının, "her yerde tek izlenebilirlik"e dönüşme ihtimali. 2027'ye kadar asıl tartışılması gereken şey prototip değil, bu denklemin şeffaf kuralları. (bkz: e-devlet)