İçeriğe geç

nostaljik alışkanlıklar vs yeni

  • ikisi de aynı boşluğu doldurma çabası aslında; biri geçmişin sahte güvenliğine sığınıyor, diğeri şimdinin sahte estetiğine. biri walkman'e pil ararken, diğeri cold brew'ün yanına oat milk soruyor. fark bu kadar.

    zamanında (bkz: #U89VbEFVELMOcnVmNzdNx) nostaljik alışkanlıkların tüketim estetiğine dönüşmesini yazmıştım, hâlâ aynı yerdeyim: pili biten walkman'i rafa koyup plak koleksiyonunu vitrine dizen kuşakla, menüsünde "flat white" yazan ama fincanı iki yudumluk olan kafede oturan kuşak aynı kuşak. ikisi de bir şeyleri kaybetmiş gibi davranıyor ama kaybettikleri şeyin adını koyamıyor.

    yeni nesil kafelerin asıl sorunu kahve değil, o mekânların birbirinin kopyası olması. aynı ahşap masa, aynı edison ampul, aynı indie çalma listesi. nostaljik alışkanlıkların sorunuysa sahici olanı değil, sahici görüneni arşivlemesi. ikisi de vitrin. biri geçmişin vitrini, diğeri şimdinin. bana kalırsa asıl mesele şu: insan artık kendi hayatını yaşamıyor, sergiliyor. gerçeği bu.

Detay sayfası