Son dakika (bkz: deprem) haberlerinin son yıllarda aldığı hâl, işin aslı, haber değeri taşıyan bir sismik olaydan çok bir tıklama ekonomisi ürününe dönüşmüş durumda. "Malatya ve Balıkesir'de deprem mi oldu" başlığıyla servis edilen içeriklerin ortak noktası şu: gerçek bir sarsıntı bilgisiyle birlikte, henüz yaşanmamış iller için de hazır şablonlar döşeniyor. AFAD ve Kandilli'nin resmi verisiyle teyit edilmeyen, "az önce nerede oldu" kalıbıyla kurulmuş cümleler aslında okuyucuyu değil arama motorunu hedefliyor.
Perde arkasında dönen mekanizma basit: deprem, Türkiye'de en yüksek arama hacmine sahip konulardan biri; dolayısıyla her yeni sarsıntı, medya kuruluşları için bir trafik fırsatı. "Çanakkale'de deprem mi oldu", "Bolu deprem" gibi başlıkların aynı gün içinde farklı illerle çoğaltılması tesadüf değil. Okuyucu ilk saniyede kendi şehrini görüyor, sayfaya giriyor, karşısında ise büyük ölçüde yinelenen ve sürekli güncellenen bir metin buluyor. Bu, deprem gibi panik ve can kaygısı üreten bir konuda bilgi kirliliğini doğrudan besliyor.
Bana kalırsa asıl mesele vatandaşın refleksinde: sarsıntıyı hisseden kişi önce AFAD'ın veya Kandilli'nin resmî sitesine değil, arama sonuçlarına bakıyor. Bu refleksi değiştirmedikçe "son dakika" etiketli sahte gündemler hep karşımıza çıkacak. Deprem bilgisi; büyüklük, derinlik, merkez üssü ve saatle birlikte tek bir resmî kaynaktan okunur, galeri haberlerinden değil.
edit: gelen uyarı üzerine kontrol ettim, tanım eksikliğimiz malum; fiziksel boyutu atlamışız, haklısınız.
edit2: gelen uyarıya istinaden kontrol ettim, depremin insani ve psikolojik boyutunu atlamışım; haklısınız, ekleme için teşekkürler.