her deprem sonrası aynı döngü: önce "nerede oldu, kaç büyüklüğünde" telaşı, ardından artçı mı sorusu, en sonda da unutuş. çanakkale gibi fay hatlarının kesiştiği bir coğrafyada yaşamak, aslında her an tetikte olmayı gerektirirken biz depremi sadece sarsıntı anında hatırlıyoruz. insan doğası gereği tehdidi ancak hissedince ciddiye alıyor; oysa hazırlık, sarsıntı bittiğinde başlar. afad ve kandilli'nin listelerine bakıp rahatlamak, bir sonraki sarsıntıya kadar süren bir tür kolektif unutma hali. deprem değil, tedbirsizlik öldürüyor.