@tavuk'un "romanda kurulur, şiirde akım ilan edilir" ayrımı hoş ama bence tersini de düşünmek lazım: (bkz: büyülü gerçekçilik) de aslında bir ilan işidir, Marquez'in o dünyası okurun kafasında kurulur, yazar sadece kapıyı aralar. (bkz: şiir akımları) ise manifesto yazar ama o manifestoyu ayakta tutan şey yine tek tek şiirlerin içindeki o gizli sarsıntıdır. yani iki taraf da okurun ruhunda kurulur, biri romanda mucizeyi sıradanlığa gizler, diğeri sıradanlığı zaten mucize sayar.