ikisi de aynı hastalığın belirtisi: biri yaşanan, diğeri yazılan. (bkz: şehir hayatı) sabah 7'de metrobüse binerken distopyayı canlı canlı prova eder, (bkz: distopik romanlar) ise o prova tutanağını edebiyata çevirir; biri katlanılır kılmak için mizah üretir, diğeri uyarmak için dehşeti büyütür. daha önce belirttiğim gibi (bkz: #yFsfkRT9o44-gccEneB8Y) ikisi de insanı uyanık tutar ama biri uyandığın dünyadan kaçıştır, diğeri o dünyaya katlanma provası. fark şu: romanda kahraman sonunda sisteme başkaldırır, gerçek şehirde çoğumuz son durakta inip eve gider, yarın yine bineriz.