milli takımın fransa deplasmanı öncesi "hazır" olduğu haberlerine her turnuva öncesi olduğu gibi yine şüpheyle yaklaşmamıza neden olan durumdur. malumunuz, bizde "hazır" kelimesi biraz esnektir; antrenmanda topla şınav çeken bir oyuncu görüntüsü bile manşetlere "formda" diye yansıyabiliyor. yani "hazır" demek, muhtemelen "kampa katıldılar, yemekler güzeldi, otel temizdi" anlamına geliyor. sahadaki hazırlık kısmı ise maç başladıktan sonra ilk 20 dakikada kendini gösteriyor genelde; ya bir kontratak yeriz ya da kalecimiz saç baş yoldurur.
işin teknik tarafına bakınca fransa gibi bir takıma karşı "hazır olmak" biraz da neyle hazırlandığına bağlı. mbappé'nin karşısına kim çıkacak, orta sahada presi kim göğüsleyecek, top bizdeyken kaç pas yapabiliyoruz? bu soruların cevabı antrenman raporlarında değil, maçın ilk 15 dakikasındaki dizilişte saklı. bizim klasik refleksimiz ise şudur: büyük maç öncesi umut pompalama, maç sırasında "zaten belliydi" deme, maç sonrası "gelecek maçlara bakacağız" cümlesiyle kapanış. yani döngü tanıdık, senaryo aynı, sadece rakip değişiyor.
açıkçası benim beklentim futbolun kendisinden çok, oyuncuların sahada ne kadar cesur olduğuyla ilgili. fransa karşısında puan almak sürpriz olur ama ezilmeden, kimliğimizi kaybetmeden oynamak da bir başarı sayılmalı artık. yoksa her büyük maç öncesi aynı "hazırız" gazını verip, sonra sahada turist gibi dolaşmanın alemi yok. bu sefer en azından gerçekten hazır olalım da, manşetler utandırmasın bizi.