tanım: alçak dünya yörüngesindeki nesne yoğunluğunun kritik eşiği aşmasıyla, bir çarpışmanın zincirleme reaksiyona dönüşüp yörüngeyi kullanılamaz hale getirmesi durumudur. adını 1978'de bu senaryoyu matematiksel olarak ortaya koyan nasa danışmanı donald kessler'den alır.
olay şu ki, tepemizdeki hurda zaten az değil. ölü uydular, roket kademeleri, patlamalardan savrulan parçalar. bunlar saatte 27 bin kilometre hızla dönüyor, yani bir vida bile karşısındakine kurşun etkisi yapıyor. işin kötüsü çarpışma arttıkça enkaz artıyor, enkaz arttıkça çarpışma artıyor; klasik geri besleme döngüsü. bir noktadan sonra kimse yeni bir şey fırlatamaz hale geliyor çünkü yörünge kendi kendini besleyen bir şarapnel fırtınasına dönüşüyor.
bunun bize yansıması ise haberin o ilk cümlesindeki gibi sinsi: gps çöker, haberleşme uyduları susar, bankacılık ve navigasyon aynı anda gider. insanlar siber saldırı sanır, oysa suçlu bir mühendisin 1990'larda unuttuğu bir cıvata. kessler sendromunun asıl meselesi bu yüzden teknik değil, kolektif: kimse tek başına sahibi olmadığı için kimse temizlemiyor, ta ki temizlenecek bir şey kalmayana kadar.