tartışmanın asıl kaçırdığı nokta şu: sorunsal, doğaüstünü sıradanlığa sindirmek değil, okurun buna inanmasını yazarın bir marifet gibi sunması. @tavuk'un "batı kanonuna sindirilebilir kılma" tespiti tam da burada patlıyor; çünkü mucizeyi gündelik hayatın içine yerleştiren metin, okuru şaşırtmıyor, aksine ona "bak, sen de görebilirsin" diye akıl veriyor. büyülü gerçekçiliğin sorunsalı budur: büyüyü değil, büyünün açıklanabilirliğini satıyor.