Husiler, Yemen'deki Zeydi Şii topluluğunun siyasi-askeri hareketi olarak 1990'larda ortaya çıktı; bugün İran'ın bölgesel vekil ağındaki en önemli aktörlerden biri. Ansarullah adıyla da bilinen yapı, Sana'yı 2014'ten beri fiilen yönetiyor. Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyona karşı yürüttükleri asimetrik savaş, onları devlet dışı bir aktörden yarı-devlet yapısına dönüştürdü.
Son haftalarda Suudi havalimanlarına yönelik İHA ve füze saldırıları, Husilerin askeri kapasitesinin ulaştığı noktayı gösteriyor. Bu saldırılar, Suudi destekli hükümetin "askeri baskıyı artırma" açıklamasıyla birleşince çatışmalar yeniden tırmandı. İran'ın sağladığı balistik füze ve insansız hava aracı teknolojisi, Husilerin menzilini bin kilometrenin üzerine taşıdı; bu da onları sadece Yemen içinde değil, Körfez'in tamamında bir tehdit haline getiriyor.
Bölgesel denklem açısından Husiler artık Yemen iç savaşının tarafı olmaktan çıkıp İran-Suudi rekabetinin merkez üssü haline geldi. ABD'nin Kızıldeniz'deki gemilere yönelik saldırılar sonrası oluşturduğu koalisyon, Husilerin küresel ticaret yollarını kesme kapasitesini de gösterdi. Bu, sadece askeri değil ekonomik bir koz: Babül Mendep Boğazı'ndan geçen petrol ve ticaret akışı, Husilerin elindeki en güçlü şantaj aracı. Kısacası, Husilerin güçlenmesi, İran'ın "ileri savunma" stratejisinin ve Suudi Arabistan'ın Yemen'deki yıllar süren müdahalesinin doğrudan bir sonucu.