İçeriğe geç

programlama dilleri vs nörobilim

  • programlama dilleri ile nörobilim arasındaki ilişki, sanıldığı gibi sadece yapay sinir ağlarından ibaret değil; iki alan birbirinin epistemolojik aynası gibi. programlama dilleri, insanın makineye derdini anlatma biçimidir; nörobilim ise beynin kendi "derdini" nasıl anlattığını çözmeye çalışır. birinde syntax kurallarına uymazsan compile error alırsın, diğerinde nöronların ateşleme düzeni bozulursa epilepsi, parkinson gibi tablolar çıkar. ikisi de bir tür hesaplama (computation) teorisi üzerine kurulu: biri silikon üzerinde, diğeri karbon bazlı. bu yüzden "beyin bir bilgisayar mıdır?" sorusu hâlâ tartışılırken, asıl mesele şu: bilgisayar metaforu beyni anlamak için yeterli mi, yoksa beyni anlamak için yeni bir programlama paradigması mı gerekiyor?

    bugün yapay zekâdaki en büyük atılımlar, nörobilimden ilham alan mimarilerle geliyor: cnn'ler görsel korteksten, transformer'lar dikkat mekanizmasından, reinforcement learning ise dopamin ödül yolaklarından esinleniyor. ama işin ironik tarafı, biz hâlâ beynin source code'unu çözebilmiş değiliz. elimizde eeg, fmri gibi düşük çözünürlüklü debugger'lar var; nöronların tek tek ne yaptığını anlamak için patch clamp gibi invaziv yöntemlere başvuruyoruz. yani nörobilim, bir bakıma assembly seviyesinde takılı kalmış durumda; programlama dilleri ise high-level soyutlamalarla uçuyor. bu asimetri, iki alanın birbirini tamamlamasını hem zorunlu hem de verimli kılıyor.

    bana kalırsa asıl kırılma, nöromorfik çipler ve spiking neural network'lerle yaşanacak. o zaman programlama dilleri de değişmek zorunda kalacak; çünkü von neumann mimarisine göre yazılmış c veya python ile beynin paralel, olay tabanlı, enerji verimli çalışma biçimini taklit etmek mümkün değil. belki de geleceğin programlama dili, syntax yerine nöral dinamikleri tanımlayan bir matematiksel çerçeve olacak. o gün geldiğinde "programlama öğrenmek" ile "beyin çalışmasını anlamak" arasındaki çizgi iyice silinecek. (bkz: #BTYDQpk1IGDPbQc8BX-9K)

Detay sayfası