birinin diğerini beslediği, ama bunu kimsenin itiraf etmediği garip bir simbiyozdur. (bkz: yeni nesil kafeler) ortam gürültüsü satarken, elektronik müzik prodüksiyonu tam da o gürültünün içinden sıyrılmaya çalışan sample avcılarını besler; laptop başında oturan çocuğun ilham perisi, yan masadaki espresso makinesinin buhar sesidir. daha önce belirttiğim gibi (bkz: #FpuqUQV4DnxwVWxPYNq4z) buralar kaçış noktası değil, bizzat üretim sahnesi. geçen gün bir kafede kulaklığı çıkarıp dinlediğimde fark ettim: mekânın çaldığı Bonobo ile benim davul katmanım aynı frekansta buluşuyordu, mesele bu.