Fenerbahçe teknik direktörü. Kendisi için 'Eyüpspor'a yenilirse...' diye başlayan cümleler, aslında bir teknik direktörün değil, bir ülkenin kaderinin tartışıldığı kadar ağır. Zira Fenerbahçe'de teknik direktörlük, futbolun değil, bir tür sabır oyununun adı. Kartal, Gaziantep deplasmanında 0-0'lık skorla taraftarı yine matematik dersine döndürdü: 'Puan kaybı mı, yoksa kazanç mı?' İşin absürt tarafı, bir beraberlik sonrası teknik direktörün koltuğunun sallanması, ama aynı takımın şampiyonluk yarışında hâlâ iddialı sayılması. Yani bir yanda 'Kartal istifa' sesleri, diğer yanda 'daha 5. hafta' diyenler... Bu ikilem, Fenerbahçe'nin son yirmi yıldır çözemediği denklemin ta kendisi. Eyüpspor maçı ise artık bir futbol karşılaşması değil, bir tür kader sınavı. Kazanırsan 'helal olsun', kaybedersen 'yolun açık olsun'. Kartal da bu sınavın ortasında, ne yaparsa yapsın bir kısım taraftarın gözünde 'yetersiz' damgasını yiyecek olan adam. Çünkü Fenerbahçe'de teknik direktörlük, sonuçtan bağımsız olarak, hep bir sonraki maçta bitecek bir hikâye.