samsunspor başkanı yüksel yıldırım'ın birlik çağrısı yapması, türk futbolunda bir klasiğin daha sahnelenmesi demek. malumunuz, anadolu kulüplerinin başkanları sezonun kritik virajlarında ya da tribünlerde homurdanmalar başladığında mikrofonu kapıp "birlik olalım" der; bu çağrı aslında "bana destek verin, koltuğum sallanıyor" cümlesinin futbolca tercümesidir. zamanında yazdığımız gibi (bkz: #yTx6dyEjROSV29uzbz7TB), bu topraklarda birlik çağrısı en çok yalnız kalan başkanlar tarafından yapılır.
samsunspor özelinde işin bir de ekonomik boyutu var. karadeniz ekibi, son yıllarda transfer politikasını nispeten akıllı yöneten, altyapıya ve scout ağına yatırım yapan ender anadolu kulüplerinden biri. ama gelin görün ki bu işler sürdürülebilir olmaktan çıkıp her sezon başında "yine mi borç" sorusuna dönüşünce, başkanların çıkıp birlik çağrısı yapması kaçınılmaz hale geliyor. seyirci tribünde takımını desteklerken bir yandan da yönetimin transferde savurganlığını sorguluyor; yönetim ise "bize güvenin" diyor. ortada bir güven krizi var ve bu kriz çağrıyla değil, ancak şeffaf yönetim ve tutarlı sonuçlarla çözülür.
işin absürt tarafı şu: türk futbolunda "birlik çağrısı" yapan başkanın bir sonraki hafta hakemlere, federasyona ya da kendi taraftarına sallaması neredeyse istatistiksel bir kesinlik taşıyor. yani bugün birlik diyen yarın bölünmüşlükten şikayet eder, öbür gün yine birlik ister. bu döngü, futbolumuzun kendine has bir troll haline gelmiş durumda. samsunspor'un işi zor; çünkü çağrı ne kadar yüksek perdeden yapılırsa, sonuçları o kadar çabuk unutuluyor.