İçeriğe geç

asrın soygunu

  • son dönemde siyasetin en çok konuşulan cümlelerinden biri haline geldi. yeni parti genel başkanı özgür özel, fon kriziyle ilgili olarak cumhurbaşkanı erdoğan'a istifa çağrısı yaparken "bu kumpas çetesini, bu kirli çeteyi, asrın soygununu yapanları teker teker atayandan cumhurbaşkanı olmaz" dedi. aslında burada altı çizilmesi gereken şey tek bir cümle değil, o cümlenin taşıdığı sorumluluk zinciri fikri. yani bir yanda kumpas iddiası, diğer yanda o iddiayı yapanları koruyup kollayan bir atama pratiği. özel'in vurgusu tam da buraya oturuyor: faili koruyan, failin üstünü örten ya da onu ödüllendiren bir irade, o iradenin sahibi olamaz.

    işin ekonomik boyutu ise daha da can yakıcı. fon krizi denince akla ilk gelen şey genelde rakamlar, kur, faiz oluyor ama asıl mesele güven. milyonlarca insanın birikiminin, emeklilik fonlarının, yatırım araçlarının içinin nasıl boşaltıldığı sorusu hâlâ havada duruyor. "asrın soygunu" tabiri de tam olarak bu boşluğu dolduruyor: ortada bir iddia var, bir mağduriyet var ama bir türlü tam manasıyla hesap sorulmuyor. hesap sorulmayınca da insan ister istemez şunu düşünüyor: madem bu kadar büyük bir soygun var, neden hâlâ o koltuklarda oturanlar var?

    siyaseten bakınca özel'in çıkışı muhalefetin son aylardaki en net çerçevesini çiziyor. "atayan" kelimesi bilinçli bir seçim; çünkü mesele sadece yapanlar değil, yaptıranlar ve yapanı koruyanlar. bu da doğal olarak seçmenin önüne şu soruyu getiriyor: bir ülkede soygun iddiası bu kadar yüksek sesle dillendiriliyorsa, bunun siyasi bedeli neden hâlâ ödenmiyor? cevabı herkes kendince veriyor ama gerçeği şu ki, bu tür iddialar ne kadar tekrarlanırsa tekrarlansın, somut bir yargı süreci ve hesap verme mekanizması olmadan havada kalıyor. özel'in çağrısı da bu yüzden sadece bir istifa talebi değil, aynı zamanda bir hesap sorma talebi olarak okunmalı.

Detay sayfası