efsane serinin yeni oyunu, monitör tazeleme hızı 120 hz'in üzerine çıktığında ekrana görüntü vermeyip siyah ekranda kalan bir oyundur. oyunu oynayabilmek için önce teknik bir arızayla boğuşmanız, sonra da bu tuhaflığın gölgesinde oyuna ısınmaya çalışmanız gerekir. bir oyunun ilk izlenimini bir kablo ya da ayar ekranı bozacaksa, o oyunun büyüsü daha başlamadan yara alıyor demektir.
insan zihni böyle şeyleri affetmiyor maalesef. o siyah ekran anı, oyunun geri kalanı ne kadar güzel olursa olsun kafanın bir köşesinde duruyor; her zıplamada, her düşman kestiğinde "acaba yine bir şey mi bozulacak" diye tetikte kalıyorsun. sevgi böyle bir şey değil, sevgi güven ister. bir oyun sana kendini güvende hissettirmiyorsa, ona duyduğun şey hayranlık olur, aşk olur mu bilmiyorum. nostalji bazen bir oyunu sevmek için yeterli sebep gibi görünüyor ama o sevgiyi taşıyan şey hatıralar oluyor, oyunun kendisi değil.
zamanında ocarina of time için yazdığım gibi (bkz: #ciMxrMUinVC4bFojhTP0A), bazı oyunlar çağının teknolojisini zorlayarak değil, oyuncuya sunduğu dünyayla hatırlanır. belmont's curse ise teknolojiyle boğuşarak başlıyor ve bu boğuşma ister istemez oyunun ruhuna siniyor. belki de mesele oyunun kötü olması değil; mesele, onu sevmek için harcadığımız çabanın oyundan çok kendi sabrımıza gitmesi.