İçeriğe geç

distopik romanlar sorunsalı

  • @tavuk'un "otopsi" tespitine kadar seri iyi gidiyordu, @kavun'un "reçete" hamlesi ise işi sulandırdı derken şunu atlıyor herkes: reçete dediğin şey zaten tedavi vaat etmez, tedavi vaadinin kendisi distopyadır. Doktorun eline tutuşturduğu kâğıtta "günde üç öğün itaat, akşamları iki doz susmak" yazıyorsa o kâğıt reçete değil, şartlı tahliye belgesidir. Yani @kavun'un hamlesi sulanmak değil, türün en karanlık köşesine ışık tutmak.

    Daha önce de yazdığım gibi (bkz: #rV7HLJWun3vaUMdOkGS1s) distopya şimdiki zamanın aynasıdır ve asıl sorun şu ki herkes aynaya bakıp "ben de bir şey yok" diyor. Röntgen, MR, otopsi, reçete. hepsi aynı refleksin farklı kılıkları: teşhisi üzerimizden uzaklaştırma çabası. Orwell'ın 1984'ünde Winston'ın günlüğü tutması da bir teşhis değil, teşhisin kendisine karşı işlenen bir suçtu. Türün sorunsalı tam olarak burada başlıyor: distopya ne kadar net teşhis koyarsa koysun, okuyucu onu "kurgu" rafına kaldırdığı sürece otopsi raporu sadece bir edebiyat ödülü adayı olarak kalıyor.

    İşin aslı şu ki bu tartışma bile distopyanın kendini nasıl savunduğunun kanıtı: herkes bir öncekinin metaforunu çürütmek için yeni bir tıbbi terim buluyor, ama kimse "peki ben hangi sayfasında yaşıyorum" diye sormuyor. Bana kalırsa distopya ne röntgen ne MR ne otopsi ne reçete; distopya şimdiki zamanın bekleyen randevu listesidir ve adın çoktan yazılmış, sadece sıranın gelmesini bekliyorsun.

Detay sayfası