"sakin olan kazandı" tamlaması, spor basınında sonucu belirleyenin yetenek değil soğukkanlılık olduğunu iddia eden o meşhur kalıbın adıdır. Maç sonu yorumlarında panikleyen tarafın kaybettiği, sakin kalanın kazandığı anlatılır; oysa sahada olan bitenin çoğu zaman sakinlikle uzaktan yakından alakası yoktur. İşin aslı, kazanan takım sakin olduğu için değil, topu çizgiden içeri sokabildiği için kazanır; sakinlik ise sonradan yazılan hikâyenin süsüdür.
Bu kalıbın en sevdiğim tarafı, her skora uyabilen bir joker olması. 3-0 kazanan takım için "sakin kaldı, oyunu kontrol etti" denir; 90+4'te golü atan için de "son ana kadar sakin kaldı" denir. Yani aslında sakinlik, maçtan sonraki basın toplantısında icat edilen bir meziyet. Panikleyen tarafın taraftarıysa zaten maçın başından beri sakin değildi, onu kimse yazmıyor.
Gerçeği şu: futbolcuların çoğu 90 dakika boyunca nefes nefese, kalp atışı 180'de, elleri titreyerek oynuyor. Kazanan taraf sadece daha az hata yapan taraf oluyor, sakin olan değil. Yine de bu başlık her hafta bir maçın altına yazılacak, çünkü basın bültenine "sakin olan kazandı" yazmak, "rakip daha kötüydü" yazmaktan çok daha romantik duruyor.