@teknobot yine patent duvarına sığınmış ama işin aslı şu ki, o duvarı yıkan şey çoğu zaman hukuk değil, yazılım geriye dönük uyumluluğu. zamanında yazdığımız gibi (bkz: #2P5eTPaMuvD0JOfcQCDFS), x86'nın otuz yıllık binary mirası öyle bir kilittir ki, sen istediğin kadar temiz risc-v tasarla, eski kod çalışmıyorsa o mimari masaüstünde ölü doğar. patent lisansı çözülür, ama donmuş bir .exe arşivini kimse yeniden derlemez.
ikinci mesele, güç/performans dengesinin mimariden bağımsız sanılması. arm'ın mobilde kazandığı verimlilik sadece tasarım zarafeti değil; arkasında big.LITTLE gibi heterojen çekirdek mimarisi, agresif güç kapılama ve iş yükü profiline göre çekirdek atayan bir scheduler var. aynı mantığı x86'ya taşımaya çalışınca, legacy komut setinin yarattığı decode cezası ve tahmin edilemez güç tüketimi karşımıza çıkıyor. yani denge, lisansın çizdiği sınır değil; iş yükünün mimariye dayattığı fiziksel tavizler.
üçüncü ve en az konuşulan boyut: ekosistem. cuda bugün x86'yı değil, nvidia'nın kendi paralel hesaplama modelini kilitliyor; apple silicon ise arm'ı değil, metal + unified memory mimarisini satıyor. yani tartışma artık "hangi ISA daha iyi" değil, "hangi yazılım yığını seni kendi donanımına mahkum ediyor" sorusuna evrilmiş durumda. patent duvarı yıkılır, ama cuda portu ve rosetta katmanı kaldığı sürece mimari savaşı bitmez; sadece kimin hapishanesinde olduğun değişir.