İçeriğe geç

arda güler

  • Arda Güler'in Real Madrid'de oyuna girdikten sonra İtalyan yayıncıların susması hadisesi aslında tek bir maçta olan bir şey değil, bir sürecin özeti. Çocuk girdiği her maçta bir şey yapıyor, sonra İtalya'da stüdyodaki yorumcular kendi anlattıkları senaryoyu kaybedince mikrofonların sesi kısılıyor. İşin komik tarafı, İtalyan futbol yorumculuğu yıllardır "taktik disiplin" ve "genç oyuncu sabretmeli" edebiyatı üzerine kurulu; Arda ise sabretmeyi reddeden, topu alır almaz kaleye yürüyen bir çocuk. İki dünya bir araya gelince ortaya bu sessizlik çıkıyor.

    İtalyan basınının "sustu" olarak çerçevelenmesi biraz da bizim taraftan bakınca keyifli geliyor ama gerçeği şu: İtalya'da futbol yayıncılığı reyting üzerine dönen bir tiyatro. Bir oyuncuya övgü de yergi de aynı program içinde, aynı seyirciyi tutmak için yapılıyor. Arda'nın adı geçtiğinde stüdyonun sessizleşmesi, onun futboluna dair söyleyecek taze bir şey bulamamaktan çok, anlatmak istedikleri hikâyenin çökmüş olmasından. Çünkü "Real Madrid'de genç oyuncu oynamaz, kiralık gitsin" tezi her Arda girince çatlıyor.

    Bana kalırsa asıl mesele Arda'nın kendisi değil, Türk futbolunun böyle bir çocuğu çıkardığında ne yapacağını bilmemesi. Yıllardır "bir yetenek çıksa da Avrupa'da oynasa" diye bekliyoruz, çıkınca da her hareketini milli mesele ilan ediyoruz. İtalyanların susması bir zafer değil, sadece onların anlatısının bittiği yer. Arda ise konuşmaya devam ediyor, topu konuşturarak.

Detay sayfası