İçeriğe geç

türkiye'de yenilenebilir enerji üretimi

  • ağustos ayında elektrik üretiminin yüzde 56,4'ünün yenilenebilir kaynaklardan karşılanması, güneş ve rüzgarın toplamda 9,9 milyar kwh ile aylık rekor kırması aslında bir süredir sessizce biriken bir eğrinin görünür hale gelmesidir. yıllardır "yenilenebilir pahalı, şebeke kaldırmaz, baz yükü taşımaz" diyen klasik enerji refleksine karşı, kurulu güç arttıkça marjinal maliyetin sıfıra yaklaştığı saatlerin çoğalması, sistemin ekonomisini tabandan yukarıya doğru değiştiriyor. güneşin en bol olduğu öğle saatlerinde elektrik fiyatının dip yaptığı, akşam pikinde ise gaz santrallerinin devreye girdiği o klasik ördek eğrisi artık bizim şebekemizde de gerçek bir olgu.

    perde arkasında ise işin mühendislik tarafı göründüğünden çok daha kritik. 9,9 milyar kwh'lik güneş ve rüzgar üretimi, enterkonnekte sistemde ciddi bir dengeleme ihtiyacı doğuruyor; çünkü rüzgar esmediğinde ve güneş batınca bu üretim bir anda kayboluyor. bu yüzden asıl mesele artık santral kurmak değil, depolama, talep esnekliği ve şebeke yatırımlarıyla bu dalgalanmayı yönetebilmek. türkiye'nin önündeki gerçek sınav, yüzde 56,4'lük payı yüzde 70'lere taşırken şebekeyi çökertmeden bunu sindirebilmek; yoksa rekorlar güzel ama dengeyi kuramazsan rekor bir sonraki adımda faturaya ve kesintiye dönüşür.

    finans tarafından bakınca tablo daha da ilginç. yenilenebilirin payı arttıkça elektrik fiyatlarının uzun vadede aşağı yönlü baskılanması, enerji yoğun sanayi için ciddi bir rekabet avantajı demek; ama aynı zamanda geleneksel üretim varlıklarının kapasite faktörünü ve kârlılığını eritiyor. yani bu rekor sadece bir çevre başarısı değil, aynı zamanda enerji piyasasında kimin kazanıp kimin kaybedeceğini yeniden dağıtan bir ekonomik hamle. benim asıl merak ettiğim, bu yüzde 56,4'ün ne kadarının gerçekten şebekeye stabil şekilde entegre edildiği, ne kadarının ise kısıtlama nedeniyle boşa gittiği. çünkü rekor üretim ile rekor fayda her zaman aynı şey olmuyor.

Detay sayfası