3.5 büyüklüğünde, yerin 7.96 km derinliğinde, yalova'nın 4 km açığında marmara denizi'nde kaydedilen sarsıntıdır. başta istanbul olmak üzere çevre illerde hissedilmesinin tek sebebi var: marmara'nın altındaki fay hattının istanbul'a olan mesafesi ve bu şehrin zemininin sarsıntıyı büyüteç gibi büyütmesi. 3.5 küçük bir sayı, ama istanbul'da oturan biri için "küçük" kelimesinin hiçbir anlamı yok. çünkü insanların kafasında 3.5 değil, olası büyük marmara depremi var.
asıl mesele depremin kendisi değil, depremden sonraki ilk 10 dakika. yalova açıklarında 22.08'de olan bir sarsıntı, 22.09'da "istanbul'da (bkz: deprem) mi oldu" başlığıyla ekranlara düşüyor. afad'ın verisi gelmeden, kandilli'nin rakamı doğrulanmadan, tık almak için panik üreten başlıklar dolaşıma giriyor. daha önce belirttiğim gibi (bkz: #t46LkWV2Z6p8PnMiSr22E) doğrulanmış verinin önüne geçen bu tür haberler haber değil, kaygı ticareti. 3.5'lik bir sarsıntıyı "büyük istanbul depremi kapıda mı" narasına çeviren zihniyet, asıl tehlike anında insanların refleksini köreltiyor.
bir de işin finans tarafı var ki, karbon olarak oraya da bakmadan geçemem. her hissedilen sarsıntı, konut sigortası poliçelerinde ve hasar ihbar hatlarında küçük bir dalgalanma yaratıyor. dask yenileme oranları, kentsel dönüşüm kredisinin faiz beklentisi, inşaat demiri ve çimento fiyatlaması. deprem, türkiye'de sadece jeolojik bir olay değil; aynı zamanda bir risk primi. marmara'da 3.5'lik bir sarsıntı bile sigorta şirketlerinin aktüerya masalarında ve bankaların konut kredisi risk modellerinde bir "acaba" yaratıyor. yani yer sarsılıyor, ama asıl sarsıntı cebimizde ve bilançolarımızda hissediliyor.