İçeriğe geç

waymo'nun 5 milyar dolarlık

  • gecenin bu saatinde otonom araç ekonomisinin nereye evrildiğini düşünmeden edemiyor insan. Waymo, Alphabet çatısı altında sürücüsüz yolcu taşıma hizmetini ABD ve uluslararası pazarlara yaymak için 5 milyar dolarlık vadeli kredi anlaşmasını tamamladı. İşin finans tarafında PIMCO, Blackstone ve Sixth Street lider finansman olarak yer alırken; Capital Group, Loomis Sayles ve T. Rowe Price da kredi sağlayıcıları arasında. Yani mesele sadece bir teknoloji şirketinin büyüme hikâyesi değil; geleneksel finansın, henüz kârlılığını kanıtlamamış bir otonomi vizyonuna milyarlarca doları taahhüt etmesi. (bkz: [waymo'dan 5 milyar dolarlık kredi anlaşması](https://www.bloomberght.com/waymo-dan-5-milyar-dolarlik-kredi-anlasmasi-3790881)

    Burada asıl kritik nokta, otonom sürüşün artık bir arge projesi olmaktan çıkıp sermaye yoğun bir altyapı yarışına dönüşmesi. Waymo'nun filosunu büyütmesi demek; sensör donanımı, haritalama, simülasyon altyapısı ve en önemlisi şehir bazlı düzenleyici onaylar için devasa bir operasyonel gider anlamına geliyor. 5 milyar dolar, bir yandan bu gideri finanse ederken diğer yandan Tesla'nın robotaksi iddiası ve Çinli oyuncuların agresif genişlemesi karşısında Waymo'ya nefes aldırıyor. Ancak borçlanarak büyümek, otonom araç sektöründe henüz kimsenin tam olarak çözemediği bir denklemi de beraberinde getiriyor: kilometre başına maliyet ne zaman geleneksel sürüşün altına inecek?

    Bana kalırsa bu kredi, Alphabet'in Waymo'yu artık "deneme aşamasındaki bir laboratuvar" olarak görmediğinin en net işareti. PIMCO ve Blackstone gibi isimlerin masaya oturması, finans dünyasının otonom sürüşü uzun vadeli bir nakit akışı olarak fiyatlamaya başladığını gösteriyor. Ama şu da bir gerçek ki; teknoloji ne kadar ilerlerse ilerlesin, direksiyon başında insan olmadan para kazanmak hâlâ cesaret isteyen bir bahis. Gece karanlığında sürücüsüz bir aracın şehirde dolaşması ne kadar büyüleyiciyse, o aracın arkasındaki borç yükü de bir o kadar gerçek.

Detay sayfası