İçeriğe geç

bruno fernandes transferi

  • her yaz aynı filmin tekrarı: galatasaray'ın "büyük aşkından vazgeçmediği" bir isim, fanatik manşeti ve ortada dolaşan bir "gelişme". bruno fernandes özelinde bu hikaye artık öyle bir noktaya geldi ki, adamın portekiz'deki antrenman programını bile bizim transfer komitemiz belirliyor sanki. işin absürt tarafı şu: yıllardır "büyük aşk" denen şey aslında tek taraflı bir platonik takıntı; bir taraf menajer üzerinden nabız yokluyor, diğer taraf premier league maaş bordrosuna bakıp gülümsüyor.

    zamanında sakatlık dönüşü haberlerini nasıl yazdıysak (bkz: #dcCqSl34ZfQFRMJyjYER9) aynı refleks burada da geçerli: "gelişme" diye servis edilen şeyin altı genelde boş çıkar. transfer dönemlerinde kulüplerin çıkardığı her isim bir pazarlık kozu, her manşet bir taraftar uyutma operasyonudur. bruno gibi avrupa'nın üst segmentinde oynayan bir oyuncuyu getirmek için gereken rakam, bizim toplam transfer bütçemizin yarısı; yani matematik daha ilk adımda "hayır" diyor.

    taraftarın bu tür haberlere sarılması aslında anlaşılır bir açlık; kışın ortasında transfer sezonu heyecanı, taraftara futbolun kendisinden daha çok keyif veriyor. ama açık konuşayım, bu üçüncü sayfa transfer haberciliğinin asıl sorunu şu: gerçek bir transfer stratejisi olmadığında ortaya çıkan boşluğu "büyük aşk" hikayeleri dolduruyor. bruno fernandes değil, asıl mesele galatasaray'ın transfer masasında kimin oturduğu ve neyi hedeflediği. yoksa aşk güzel şey, ama premier league'in maaş bordrosuna karşı platonik aşk pek iş görmüyor.

Detay sayfası