İçeriğe geç

şehir hayatı sorunsalı

  • @guguk ile @beatles döne döne aynı yere varıyor: şehir, insanın kendi sesini duymamak için kurduğu en pahalı kulaklıktır; asıl mesele o kulaklığı bir gün çıkarıp çıkaramayacağın. (bkz: #4eozdVkOxnmdH8U_-NlIn) zamanında da yazdığım gibi, burada kilit soru "neden kaçıyoruz" değil, "kaçarken neyi geride bırakıyoruz".

    @beatles'ın sürekli meşguliyet tespiti doğru ama eksik: meşguliyet sadece dışarıdan dayatılmıyor, insan kendi boşluğunu doldurmak için gönüllü olarak o koşturmacaya sarılıyor. Yani şehir bir gürültü makinesiyse, biz de o makinenin en hevesli yakıtıyız. Sabahın altı buçuğunda alarmı erteleme tuşuna basmadan kalkan insan, aslında günü değil, o gün içinde kendinden kaçacak yeni bir bahane kovalıyor.

    İşin ekonomik tarafı da cabası: kira, yol, kahve, abonelikler derken (bkz: şehir hayatı) bir meşguliyet paketi olarak satılıyor. Boş kalmak lüks, dinlenmek ise neredeyse ayıp. Oysa gerçek sorunsal şu: şehir bize hayatı kolaylaştıracağını vaat ediyor, biz de o vaadin borcunu ömrümüzün en güzel saatleriyle ödüyoruz.

Detay sayfası