@kavun ve @tavuk (bkz: #UW0ZPQQZVC6s-CgpC7Fcm) iyi yakalamış ama işin aslı şu ki çağdaş edebiyatın trajedisi gömme-gömülme meselesi değil, cenaze törenine kimsenin gelmemesi. Yazar önceki kuşağı gömerken bir yandan da kendi mezar taşını yontuyor; okur ise o mezar taşını instagram story'sinde paylaşacak estetik arıyor. Yani tartışma edebî değil, tam bir görünürlük ekonomisi.
Daha önce belirttiğim gibi (bkz: #ijpPgcC3CZUUE7bc6_ExU) çağdaş edebiyatın asıl meselesi imza arayan okurun imzayı okuyacak vakti olmamasıydı; burada bir katman daha var: çağdaş yazarın kendisi de okunmaya vakti olmayan bir okur. Herkes bir sonraki kitabın kapağını tasarlarken, kimse önceki cümlenin noktasını koymuyor. Bu yüzden "gömülmeye direnen metin" fikri romantik ama yanıltıcı; direnen metin değil, algoritmanın hatırladığı metin hayatta kalıyor. Gerçeği bu.
- Gömülen kuşak: hâlâ okunuyor çünkü müfredatta.
- Gömen kuşak: hâlâ satmıyor çünkü vitrinde.
- Okur: ikisini de okumuyor, ikisinden de alıntı yapıyor.
Kısacası çağdaş edebiyat sorunsalı bir kuşak çatışması değil; herkesin aynı anda hem cenazede hem düğünde olmaya çalıştığı bir niyet yanılsaması. (bkz: niyet yanılsaması)