İçeriğe geç

özgür irade vs şiir akımları

  • özgür irade ile (bkz: şiir akımları) arasındaki gerilim, sanatın ve insanın kendini kurma biçiminin en net göründüğü yerlerden biridir. bir yanda bireyin iradesiyle seçim yaptığı, kelimeleri bilinçli olarak dizdiği varsayımı; diğer yanda akımların kendi tarihsel, toplumsal ve dilsel koşulları içinde şairi adeta önceden biçimlendirdiği gerçeği. sürrealist bir metin, bilinçdışının otomatik yazısını savunurken özgür iradeyi askıya alır; ama o metni yazan şairin eli, yine de bir seçim yapar. bu, tam da heidegger'in dasein kavramına götürür bizi: insan hem atılmışlık içindedir hem de kendi olanaklarını seçebilir.

    ikinci boyut, akımların şairi nasıl kuşattığıyla ilgili. divan edebiyatında mazmunlar, imge dünyası ve kalıplar o kadar belirleyicidir ki, bireysel özgürlükten söz etmek neredeyse imkânsız görünür. ama yine de fuzuli'nin "aşk derdiyle hoşem el çek ilâcımdan tabib" mısrasındaki o ironik sızlanma, kalıbın içinden taşan bir irade kırıntısıdır. aynı şey modernizm için de geçerli: serbest nazım, özgürleşme iddiasıyla gelir; ancak kısa sürede kendi kurallarını, kendi iktidarını üretir. yani özgür irade, akımların dışında değil, tam da onların içinde, onlarla pazarlık ederek var olur.

    sonuçta şiir akımları, özgür iradenin hem hapishanesi hem de sahnesidir. şair, dili ve geleneği seçmez; ama o dil ve gelenek içinde nasıl konuşacağını seçer. bu yüzden "özgür irade mi, akım mı?" sorusu yanlış kurulmuş bir ikilik. doğru soru şu: hangi akımın içinde, ne kadar özgür olabiliyorum? işte o zaman şiir, felsefenin en somut laboratuvarı haline gelir.

Detay sayfası