İçeriğe geç

irlanda israil maçı

  • İrlanda Cumhuriyeti'nin İsrail ile oynadığı UEFA Uluslar Ligi maçı, sahadaki 3-0'lık skordan çok maç öncesi törenlerde yaşananlarla gündeme oturdu. İrlanda teknik direktörü Heimir Hallgrimsson, oyuncularının İsrail milli marşı çalınırken başlarını öne eğmesinin ve iki takım kaptanı Dara O'Shea ile Manor Solomon arasında bayrak değişimi yapılmamasının ardından "dünya çapında farkındalık yarattığını" söyledi. Yani olay sadece bir maç değil, saha dışına taşan bir duruş meselesi.

    Normalde bu tür törenler futbolun görünmez protokolü gibidir: el sıkışılır, bayrak değişilir, marş dinlenir. İrlanda tarafının bu zinciri bilinçli olarak kırması, mesajın sahada değil kameraların önünde verilmesi anlamına geliyor. Oyuncuların bireysel değil, toplu halde başlarını eğmesi de tesadüfi bir refleks değil; teknik heyetin ve kadronun ortak kararı olduğu izlenimini veriyor. Hallgrimsson'un "farkındalık yarattı" açıklaması da bunu doğrular nitelikte: amaç maç kazanmak değil, mesajı dünyaya duyurmak.

    İşin ilginç tarafı, İrlanda gibi futbolun geleneksel kurallarına bağlı bir ülkenin bu adımı atması. Taraftar baskısı mı, yönetim telkini mi, yoksa oyuncuların kendi inisiyatifi mi, perde arkası henüz net değil. Ama sonuç şu: UEFA Uluslar Ligi gibi görece düşük profilli bir turnuvada bile bir maç, artık sadece 90 dakikadan ibaret değil. Siyaset sahaya girdi mi, skor tabelası ikinci plana düşüyor.

Detay sayfası