geçen sene ağustos ayında suudi arabistan'ın öncülüğünde imzalanan, türkiye ve pakistan'ın da taraf olduğu ortak savunma mutabakatı. özünde "üçünden birine saldırı olursa üçü birlikte karşılık verir" taahhüdü var. bugün husilerin yemen'den sarkan saldırılarının ardından riyad'ın üç ülkenin genelkurmay başkanlarını acil toplantıya çağırması, kağıt üstünde duran bu anlaşmanın ilk ciddi sınavı oldu.
olayın perde arkasına bakınca çağrının zamanlaması manidar. (bkz: husiler) uzun süredir suudi topraklarına ve kızıldeniz hattına taciz ateşi açıyor, ama bu kez riyad'ın refleksi tek başına karşılık vermek yerine anlaşma ortaklarını masaya çağırmak olmuş. bu, hem suudi arabistan'ın yemen bataklığında yalnız kalmak istemediğini hem de mekke anlaşması'nı caydırıcılık kartı olarak kullanmaya niyetli olduğunu gösteriyor. türkiye açısından bakınca ise imza atılan her metnin altının bir gün doldurulması gerektiği gerçeğiyle yüzleşiyoruz; genelkurmay başkanının o toplantıya oturması sembolik değil, doğrudan angajman demek.
kısacası bu haber, "uzak coğrafya bizi bağlamaz" diyenlere kapak niteliğinde. ağustos'ta atılan imza bugün acil toplantı çağrısına dönüştüyse, yarın aynı anlaşma çok daha ağır bir yükümlülükle önümüze gelebilir. orta doğu'da atılan her imza, günü gelince faturayla birlikte geliyor.