(bkz: distopik romanlar) ile simülasyon teorisini aynı masaya oturtmak, aslında insanın kendi varoluşunu anlamlandırma çabasının iki farklı tezahürünü karşılaştırmaktır (bkz: #IRGDEU3Gi39Dym62kcANv). Biri edebiyatın diliyle baskıyı ve gözetimi anlatırken, diğeri felsefenin ve fiziğin diliyle gerçekliğin kendisinin bir yanılsama olabileceğini fısıldar; ikisi de aynı soruya çıkar: yaşadığımız şey gerçekten bizim mi, yoksa bize mi yazıldı? Orwell'in 1984'ünde olduğu gibi simülasyon da bir büyük birader fikrinin farklı bir kılığa bürünmüş halidir; biri totaliter bir devleti, diğeri kozmik bir kodu işaret eder.