İçeriğe geç

abd göç politikası

  • abd'nin göç politikası, başkanlık koltuğunda kimin oturduğuna göre neredeyse sıfırdan yazılan bir metin gibi. trump'ın ikinci döneminde bu metnin sertlik dozu iyice arttı; göç artık bir yönetim meselesi olmaktan çıkıp seçim kampanyasının ana motoruna dönüştü. işin kökü aslında 2015'e, trump tower'ın o altın yürüyen merdivenine kadar gidiyor. o gün meksika'yı uyuşturucu ve suçlu göndermekle itham eden cümle, bugünkü politikanın manifestosu gibiydi. yani on yıldır aynı hikâye anlatılıyor, sadece perde arkasındaki uygulama araçları sertleşti.

    meselenin can alıcı noktası şu: trump'ın göç yaklaşımı bir güvenlik çerçevesine oturuyor, insan hakları ya da ekonomik katkı çerçevesine değil. sınır güvenliği, sınır dışı operasyonları ve iltica başvurularının kısıtlanması bu çerçevenin ana sütunları. bunun pratikteki yansıması, göçmenlerin sadece bir kolluk kuvveti sorunu olarak görülmesi. oysa abd ekonomisinin tarım, inşaat ve hizmet sektörlerindeki ucuz işgücü açığı hâlâ orada duruyor. yani sert göç politikası ile işgücü ihtiyacı arasında kimsenin yüksek sesle konuşmadığı bir çelişki var.

    bbc'nin derlediği üzere bu politika, göçü sadece bir kampanya sloganı değil, kalıcı bir yönetim refleksi haline getirdi. ilk dönemde duyurulan ama hukuki engellere takılan adımlar, ikinci dönemde daha hazırlıklı ve daha hızlı uygulanıyor. bana kalırsa abd göç tartışması artık "kaç göçmen alalım" sorusundan çıktı; "göçmeni nasıl geri göndeririz" sorusuna kilitlendi. bu da ülkenin kendi kurucu mitiyle (bkz: abd'nin kuruluşu) ters düşen, uzun vadede toplumsal dokuyu yıpratacak bir çizgi. detaylı haber için: bbc türkçe

Detay sayfası