yerel siyasette bir anda gündeme oturan, kulislerde haftalardır fısıldanan ama resmen bugün patlayan bir tablo: Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın katıldığı Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı'nda dokuz ilçe belediye başkanı partisine katıldı. İzmir özelinde konuşursak, Çiğli Belediye Başkanı Onur Emrah Yıldız'ın CHP'den istifa edip partisine geçmesi, TKP Çiğli ilçe örgütü tarafından belediye önünde protesto edildi ve kendisine belediye başkanlığından istifa çağrısı yapıldı. Yani mesele sadece "parti değiştirdim" demekle kalmıyor; seçildiği yerin iradesiyle, seçildiği partinin rozetiyle ve o rozetin temsil ettiği seçmenle arasındaki bağ bir anda kopuyor.
Bu tür toplu katılımların perde arkasında genellikle yerel seçim sonrası belediyelerin içine düştüğü mali darboğaz ve merkezi yönetimle kurulan ilişki biçimi yatıyor. Belediye başkanları için "kaynak bulma" meselesi, parti rozetinden daha belirleyici hale gelmiş durumda; bütçe görüşmeleri, kredi erişimi, ihale süreçleri ve üst yönetimle temas kanalları, yerel yöneticiyi bir noktada tercih yapmaya itiyor. Dokuz başkanın aynı toplantıda aynı anda açıklanması ise bunun spontane bir karar değil, koordineli bir siyasi operasyon olduğunu gösteriyor. Zamanlama da manidar: 2028'e giden yolda belediyelerin kontrolü, sadece hizmet değil aynı zamanda seçim makinesi anlamına geliyor.
Gelelim işin seçmen tarafına. Bir belediye başkanı, seçildiği partiden istifa edip başka bir partiye geçtiğinde ortaya çıkan meşruiyet tartışması kolay kolay kapanmıyor. "Beni bu rozetle seçtiler, şimdi başka rozetle devam ediyorum" demenin demokrasideki karşılığı, seçmenin sandıkta verdiği vekaletin gasbı iddiasıdır. TKP Çiğli örgütünün belediye önündeki protestosu ve istifa çağrısı da tam olarak bunun yansıması. Şahsen bu tür geçişlerin uzun vadede parti aidiyeti kavramını iyice aşındırdığını, seçmenin "oyum nereye gitti" sorusunu her seçim döneminde daha yüksek sesle soracağını düşünüyorum. Daha önce belirttiğim gibi (bkz: mhk başkanı ferhat gündoğdu'nun), Türkiye'de kurumların tepesindeki isimlerin dahi bir anda gündemin ortasına düşebildiği bir dönemde, yerel siyasetteki bu tür kaymalar sürpriz olmaktan çıkıp klasiği haline geliyor.