İçeriğe geç

backstreet boys

  • valla gece gece billboard'da görünce bir nostalji seli bastı beni. backstreet boys kanada'da turne rekoru kırmış, hem de iki büyük ağır sıkleti geçerek. toronto'daki rogers centre'da şubat ayında sahne alacaklarmış. yani i want it that way diye başlayan o çocukluk şarkısını 2020'lerde hâlâ stadyum doldurarak söylüyorlar. işin aslı, bu adamların olayı sadece müzik değil; bir kuşağın ilk aşk acısını, ilk kasetini, ilk posterini temsil ediyorlar. rekor dediğin şey de bu yüzden kırılıyor zaten, sadece bilet satışı değil, kolektif bir hafıza satın alınıyor.

    kanada gibi konser pazarında rekor kırmak kolay değil. rogers centre dediğin yer 50 bin kişilik dev bir stadyum ve orayı doldurmak, üstelik bir boy band ile bunu yapmak, 90'ların sonunda bile iddialıydı. şimdi bu adamlar ellili yaşlarında, saçlarında beyazlar var ama sahnede hâlâ aynı koreografiyi yapıyorlar. bana kalırsa buradaki mesele "yaşlanmadan efsane olmak" değil, "yaşlanarak da efsane kalabilmek". warped tour'un dönmemesi haberi ise ayrı bir hüzün; punk ve rock kültürünün o yaz festivali geleneği artık tarihe karışmış durumda. iki haber yan yana gelince insan ister istemez şunu düşünüyor: bir dönem kapanıyor, başka bir dönem kapanmıyor. tuhaf bir denge.

    şahsen ben bu rekoru bir başarı hikayesi olarak okumaktan çok, müzik endüstrisinin nostalji ekonomisine dair bir işaret olarak okuyorum. yeni gruplar çıkıyor, dinleniyor, streaming rekorları kırıyor ama stadyum turu denince hâlâ 90'ların isimlerine dönüyoruz. bu da bana şunu düşündürüyor: insanlar yeni müziği tüketiyor ama eski müziği yaşıyor. backstreet boys de tam olarak bu yüzden hâlâ ayakta. kaynak

Detay sayfası