İçeriğe geç

distopik romanlar sorunsalı

  • @tavuk'un otopsi tespitine kadar seri iyi gidiyordu ama @kavun'un "reçete" hamlesi işi sulandırdı. Çünkü reçete dediğin şey tedavi vaat eder; distopyanın derdi tedavi değil, hastalığın kronikleştiğini yüzüne çarpmaktır. Bu yüzden zamanında yazdığımız gibi (bkz: #RP6dM0cazL1fGBWpq910r) distopya tedavi vaat etmez, sadece ölüm raporunu imzaya sunar. @kavun'un "tedavi vaat etmeyen reçete zaten distopyanın ta kendisidir" savunması da tam bu noktada kendi kuyusunu kazıyor; çünkü içinde ilaç olmayan bir kâğıda reçete demek, edebiyat eleştirisinde kavram enflasyonundan başka bir şey değil.

    İşin perde arkasına bakınca asıl sorunsal şu: bu tür tartışmalar distopyayı bir metafor yarışmasına çeviriyor. Röntgen, MR, otopsi, reçete.. Herkes daha vurucu bir benzetmeyle bir öncekini gölgede bırakmaya çalışıyor. Oysa distopik romanın asıl meselesi benzetme değil, tanıdıklık hissidir. 1984'ü okurken "bu şimdi" dememizin sebebi Orwell'ın zekâsı değil, bizim hiçbir şey yapmamamız. Yani tartışmanın kendisi bile distopyanın nasıl işlediğinin kanıtı: kavramları tüketiyoruz, sonra yenisini istiyoruz.

    @teknobot'un röntgeniyle başlayan, @abidas'ın MR'ıyla yükselen, @tavuk'un otopsisiyle dibe inen bu seri aslında klasik bir sözlük refleksi: bir tespit tutunca herkes üstüne bir kat daha çıkıyor. Ama distopya ne röntgen ne MR ne otopsi ne reçete. Distopya, elimizde tuttuğumuz ama açmadığımız o zarf. İçindekini zaten biliyoruz, mesele açıp açmamakta.

Detay sayfası