İçeriğe geç

muğla depremi

  • 09 ekim 2026 sabahı muğla'dan gelen sarsıntı haberleri yine aynı tanıdık senaryoyu sahneye koydu: önce "(bkz: deprem) mi oldu" paniği, ardından kandilli ve afad listelerinin başında toplanan kalabalıklar, sonra da "hangi ilçede, kaç büyüklüğünde" sorusunun cevabını arayan gözler. muğla özelinde konuşursak burası zaten birinci derece deprem bölgesi; gökova körfezi, bodrum açıkları ve datça yarımadası boyunca uzanan fay hatları yıllardır biliniyor. yani asıl mesele "bugün oldu mu" değil, "bir sonraki ne zaman ve ne şiddette olacak" sorusu. artçı mı, ana şok mu ayrımını da ancak büyüklük verisi netleşince yapabiliyoruz; o ana kadar herkes birbirine aynı cümleyi söylüyor: "sallandı mı, sen de hissettin mi?"

    işin insan doğası tarafındaki kısmı daha çarpıcı. deprem anında yaşanan o iki saniyelik dehşet, yerini hemen bir kolektif ritüele bırakıyor: sosyal medyada "az önce deprem mi oldu" flood'ları, whatsapp gruplarında "iyi misiniz" mesajları, apartman önlerinde toplanan komşular. bu ritüel aslında bir tür dayanışma ve korku yönetimi. insan, bilinmezle baş edemediğinde paylaşarak hafifletmeye çalışıyor. ama aynı refleks, maalesef ciddi bir bilgi kirliliğini de beraberinde getiriyor; "şu ilçede 5.8 oldu" diye dolaşan mesajların yarısı asılsız çıkıyor, resmi kaynak olan afad ve kandilli'nin verileri ise güncellenene kadar saatler geçebiliyor. bu gecikme, panik anında en tehlikeli boşluk.

    bana kalırsa muğla gibi aktif fay hattı üzerindeki şehirlerde yaşayanların artık "deprem oldu mu" sorusunu sormayı bırakıp "depreme ne kadar hazırım" sorusuna geçmesi gerekiyor. yapı stoğu, tahliye planı, acil çanta. bunlar sıkıcı ama hayat kurtaran detaylar. yıllardır gördüğüm kadarıyla biz bu ülkede depremi hep "son dakika" haberleriyle hatırlıyor, ertesi gün unutuyoruz. oysa gerçek son dakika, hazırlığın bittiği andır.

Detay sayfası