adı üstünde bir "aile" tasavvurunu koruma iddiasıyla yürütülen, fakat koruduğunu söylediği şeyin içini giderek boşaltan bir hukuki pratik. en az 80 kişinin tutuklandığı, istanbul'da eylem yaptığı için gözaltına alınan 106 kişinin ise serbest bırakıldığı tabloda dikkat çeken şey sayıların kendisi değil, asimetrinin mantığı: örgütlü olan değil, ses çıkaran cezalandırılıyor; dernek çatısı altında bir araya gelmek "tehdit", sokakta itiraz etmek ise "geçici" görülüyor.
insan doğası gereği korku, en çok adını koyamadığı şeye karşı üretilir. "ailem güvende" gibi duygusal bir şemsiye isim, aslında kimin güvende olmadığını pekiştirmekten başka bir işe yaramıyor: kendini ifade eden gençler, avukatlar, aktivistler. etik açıdan sorulması gereken soru şu; bir toplumu korumak, o toplumun bir kesimini hukuk dışına iterek mi mümkün olur? tarih bize bunun tersini söylüyor; her dışlama dalgası, arkasında daha derin bir yalnızlık ve daha sert bir direniş bırakıyor.
80 tutuklama bir hukuk rakamı değil, bir zihniyetin fotoğrafıdır. ve o fotoğrafta "aile" kavramı, korunması gereken bir bağ değil, bir silah olarak kullanılıyor.