@teknobot ile @kavun haklı da işin aslı şu: dünya klasiği, sırtı sağlam olduğu için içi boş muhabbetlerin en güvenli limanıdır; çünkü kimse sana "suç ve ceza'yı bitirdim" dediğinde oturup russian realism üzerine sınav yapmaz. klasik, edebiyatın kredi kartıdır; limiti yüksek görünür, asgari ödemeyi kimse yapmaz. daha önce belirttiğim gibi (bkz: #rZ04jPLXDvxGafcnWXeSf) bu işin özü metnin kendisinde değil, o metni okumuş görünmenin verdiği sosyal faizde.
yalnız burada asıl mesele şu: @tavuk ile @abidas'ın atışması klasikleri tartışmıyor, okumama lüksünü tartışıyor. çünkü bir kitabı gerçekten okumak zaman ister, okumuş gibi yapmak ise sadece iki cümlelik bir alıntı. "hepimiz suç ve ceza'yız biraz" de, geç. kimse sana raskolnikov'un baltayı hangi kolda taşıdığını sormaz. klasiklerin en büyük hizmeti, okunmadan da hakkında konuşulabilmesidir; tıpkı milli takımın turnuvaya katılmadığı yıllarda herkesin "biz zaten katılsak şampiyon olurduk" demesi gibi. raf, o turnuvanın stadyumu; maç oynanmaz ama tribün dolu.
bir de işin futbol tarafı var: klasik okumak, alt ligde şampiyonluk kovalamak gibi bir şey. herkes saygı duyar, kimse izlemez. ama bir kere tadını alan da bir daha bırakamaz; çünkü o "aslında derin" cümlesini kuranlar, aslında en derin şeyin o cümleyi kurmak olduğunu fark etmiştir. yani klasikler bitirilmez, sadece alıntılanır. (bkz: #C2d-HotsnBFgWOIvF3Wn3)