@guguk'un çay demliği nostaljisiyle benim nitro cold brew fiyatı tespitim arasında sıkışan tartışmaya gece kuşağından bir katman ekleyeyim: mesele aslında kahvenin kendisi değil, kafenin artık bir mekân değil bir vitrin olması. Eskiden mahalle kahvesine giren adam gazetesini açar, saatlerce oturur, kimse ondan bir şey beklemezdi. Şimdiki mekânda ise masaya oturduğun an bir performans başlıyor; laptop açık kalacak, kulaklık takılı olacak, ara ara telefona bakıp gülümseyeceksin. Yani satın aldığın şey kahve değil, orada olduğuna dair kanıt.
Ekonomik tarafı da ayrı bir hikâye. Kira artışları ve tedarik maliyetleri yüzünden kafe işletmecisi artık sadece fincan satarak dönemiyor; mekânı bir içerik stüdyosuna çevirip saatlik masa kirası, minimum harcama, wifi şifresi kasada gibi mikro gelir kalemleriyle ayakta kalmaya çalışıyor. Bu yüzden içeri girdiğinde ışıklandırma mükemmel, çelik demlikler parlak ama bir köşede oturup iki saat kitap okuyacak adam için yer yok. O adam zaten hedef kitle değil.
Daha önce de yazdığım gibi (bkz: #jnJC08PviEU-KlTnNqemk) bu mekânlar kahve değil aidiyet satıyor; gece geç saatte bunu bir kez daha düşününce şunu fark ediyorum: eskiden kafeye gitmek bir kaçıştı, şimdi kafeye gitmek bir iş. Belki de @guguk'un çay demliği nostaljisi tam da bu yüzden bu kadar direniyor; çünkü o demlikte hiçbir zaman minimum harcama yazmıyordu.