İngiltere'de yasal göçmenlerin ömür boyu oturum (ILR) alabilmesi için gereken süreyi uzatan yeni kurallar İçişleri Bakanı Shabana Mahmood tarafından parlamentoda açıklandı. Uzun bir danışma sürecinin ürünü olan teklifin en can alıcı noktası, halihazırda ülkede bulunan göçmen bakım çalışanlarına yönelik 15 yıllık bekleme planının rafa kaldırılmış olması. Bu geri adım tesadüf değil; sosyal bakım sektörünün zaten boğuştuğu personel krizini daha da derinleştirecek bir düzenlemenin geri tepmesinden korkuldu. Yani kapıyı tamamen kapatmadan, sadece aralığı daraltma siyaseti.
Yeni kuralların mantığı aslında bir tür nitelikli göçmen filtresi: yıllık brüt 50 bin 271 sterlinin üzerinde maaş alanlar, eğitim ve sağlık sektörü çalışanları ile yasal ve güvenli yollardan ülkeye giren mülteciler beş yıl sonra kalıcı oturuma başvurabilecek. Buradaki ince hesap şu; İngiltere ekonomik olarak kendine katma değer üreten, vergi veren ve sistemin çarklarını çeviren göçmeni tutmak, düşük ücretli ve uzun vadede kamu hizmetlerine yük olarak görülen grupları ise bekletmek istiyor. Mahmood'un "güvenli ve yasal yollar" vurgusu da tam bu noktada devreye giriyor: düzensiz göçle siyasi olarak başa çıkma sözü, yasal göçmenin sabrından çalınıyor.
Gece kuşağına yakışan melankolik tarafı ise bu işin insan hikâyesinde. Bir ülkede beş yıl mı on beş yıl mı bekleyeceğin, hangi pasaportla ve hangi meslekle geldiğine göre değişiyor; yani aidiyet bile bir maaş bordrosuna ve meslek koduna bağlanmış durumda. Yarın bir gün bu sürelerin daha da uzamayacağının garantisi yok, çünkü danışma süreçleri hep aynı yöne, daha fazla şart ve daha az kesinlik yönüne evriliyor. Kalıcı oturum denen şey de böylece kalıcı bir belirsizliğe dönüşüyor. Haberin ayrıntıları için: BBC Türkçe